E-Bülten

Share Paylaş
ÜYELİK İŞLEMLERİ

< ANA BÜLTEN

Yapay Zeka ve Bilinç
Kerim Can Kalkavan

Yirminci yüzyılda başlayan ve 21. yüzyılda iyice hız kazanan yapay zeka çalışmaları günümüzün en çok gelişim vaat eden teknolojisi. Tıpta kanser tedavisinden ekonomide piyasa analizine kadar geniş bir yelpazede kullanılan yapay zeka insanlığın teknolojik gelişimindeki en önemli basamak olma yolunda ilerliyor. Ancak son derece hızlı gelişen yapay zeka teknolojisinin, nihai amacı olan bilinçli yapay zekalar oluşturmaya yakın olduğu söylenebilse de, bir o kadar da uzak çünkü bilincin tam olarak ne olduğu hakkında bir fikir birliği mevcut değil.

Bilincin ne olduğu, kendini nasıl gösterdiği, nasıl oluşturabileceği sorularını farklı yaklaşımlarla cevaplamaya çalışan disiplinler arasında zihin felsefesi özel bir yere sahip. Zihin felsefesi bu soruların net bir cevabını sunmasa bile her şeyden önce sorulmalarını sağlayan kavramların oluşmasına ve tanımlanmasına olanak veriyor.

Bu bahsedilen kavramsal oluşumun en önemli kaynaklarından biri John Searle’ın Çin Odası örneği ve bu örneğin yarattığı halen daha çözümlenmemiş olan tartışmalar. 1980 yılında Behavioral and Brain Sciences dergisinde yayınlanan yazısında Searle, yapay zekaların sahip olduğu “bilinç” ile insanların sahip olduğu bilincin temel ve değiştirilemez bir farkı olduğu iddia etti. Searle’a göre bu fark bizim kelimenin tam anlamıyla anlayış ve kavrayışa sahip olmamız ancak yapay zekaların buna sahip olmaması. Searle yapay zekaların sadece anlıyor gibi göründüğünü ama gerçekten anlamadığını ve anlıyor gibi görünmenin, yani işlevsel anlamanın, tam anlamıyla anlamaya tekabül etmediğini iddia ederek o dönemde bilişsel psikoloji ve nöroloji disiplinlerine hakim olan işlevselci görüşe karşı çıktı.

İşlevselci görüşe göre bir şey X maddesinin tüm fonksiyonlarını gösteriyorsa o şey X maddesidir. Bu görüşün bilinç konusuna yaklaşımı şudur: bilincin fonksiyonlarını gösteren her şey bilinçtir. O halde, anlama bilincin en önemli fonksiyonu olduğuna göre, bu fonksiyonu gösteren her şey bilinçtir. Bu yaklaşım Searle’ın da iddia ettiği gibi biraz indirgemeci bir yaklaşım. Bir şey olmanın temelinde o şey gibi görünmekten fazlası var gibi duruyor ve bunu göstermenin en iyi yolu da Searle’ın 1980’de sunduğu Çin Odası örneği.

Çin Odası örneği bir odada kapalı olan bir adamın dış dünyayla iletişimini anlatıyor. Bu adam Amerikalı ve sadece İngilizce konuşabiliyor ancak elinde bazı semboller ve bu sembollere karşılık gelen başka sembolleri gösteren bir kitap var. Bir noktada odanın dışından içeri, üzerinde bazı semboller olan kağıtlar geliyor ve bu adamdan kitabı kullanarak bu sembollere karşılık gelen sembolleri bir kağıda yazıp dışarı göndermesi isteniyor. Sonra ortaya çıkıyor ki gelen semboller Çince kelimelermiş ve adamın yazıp geri yolladıkları da Çince cevaplarmış. Searle’ın değinmeye çalıştığı nokta şu: dışardan durumdan bihaber bir insan içerdeki adamın yazıp yolladığı kağıtları okusa adamın Çince bildiğini ve Çinceyi anladığını düşünür çünkü adam aynı bir Çinlinin vereceği cevapları veriyor. Ancak biz biliyoruz ki adam Çince bilmiyor ve kesinlikle Çince anlamıyor, sadece biliyor ve anlıyor gibi görünüyor yani Çince bilmenin ve anlamanın işlevlerini gerçekleştiriyor. Searle yapay zekaların bu örnekteki adam gibi olduğunu iddia ediyor. Dışardan gelen direktiflerle belirli işlemleri gerçekleştiriyor hatta anlıyor gibi görünüyorlar ama aslında anlamıyor, sadece işlem yapıyorlar.

Searle’ın iddiası ve Çin Odası örneği yapay zeka teknolojisi için çok önemli bir sorun teşkil ediyor. Eğer Searle haklı ise yapay zeka teknolojisi, nihai amacı olan bilinçli yapay zekaya asla ulaşamayacak ve sadece yüklü veri analizi yapan bir algoritmalar yığını olarak varlığına devam edecek. Searle’a karşı işlevselci görüşü savunan ve geliştiren insanlar hala mevcut ve onların iddiasına göre tam anlamıyla anlayan bilinçli yapay zekalar oluşturmamız sadece an meselesi.

Daha muhtemel olan ise Searle’ın görüşü de işlevselci görüş de sert bir tutum sergiliyor ve cevap orta yolda yatıyor. İşlevselci görüşün insanda olan bilinçli anlayışı yapay zekanın tıpa tıp taklit edebileceği iddiası Çin Odası örneğini çözemiyor. Searle’ın yapay zekaların bilinçli anlayışa sahip olamayacakları iddiası ise mümkün olan tek bilinçli anlayışın insanlarda olduğunu varsayıyor. Bu varsayım temelsiz çünkü kendi bilinçli anlayışımızın özünü anlayamadığımız noktada tek bilinçli anlayış formunun kendimizinki olduğunu iddia ediyor. Ancak iki tarafı da reddedip orta yolu alırsak yapay zekaların da bilinçli anlayışa sahip olabileceğini sadece bu anlayışın insanlarda olan formdan, yani semantik anlayıştan farklı olduğunu söyleyebiliriz.